Hayata Dair…

Hayat dediğin nedir ki?

2006 yılında TIK* demiş ki; kadınların beklenen yaşam süreleri 74 yıl, erkeklerinin ki ise 69,1 olacakmış. Eeee? Türkiyede yetişkinlerin ortalama günde 5 saat TV başında harcadıklarını RTÜK söylemiş 2007 yılı gibi! Eeee? Günde 8 saat de yetişkin bir bireyin uyku ihtiyacının olduğunu varsayarsak -benim 12 saat oluyor arasıra, ki “SEIZE THE NIGHT” modunda yaşamaya çalışırım-, kahvaltı -ben niye yapamıyorum!- ve günün diğer zamanlarında da 1 saat yemek için harcadığımızı varsayalım. 1 saatmizi de günde kişisel ihtiyaçlarımız -banyo, tuvalet vs.-için harcadığımızı düşünelim. Eeeee? 1 saatimizi işe gidip gelmekle harcadığımızı da varsayalım. 8 saat te işte vakit harcadığımızı varsayalım! Tamam daha da karıştırmamak için artık varsaymayı bırakalım. Ya da günlük 24 saat limitimizi aşmamaya çalışalım :) Şimdi toparlarsak;

Ortalama yaşam süresi: 70 yıl olarak kabul edelim
TV için harcanan süre (günlük): 5 saat
Uyku ihtiyacı (ya da olayı geek moduna sokarsak ihtiyacı kelimesi yerine harcanan kelimesini koyuyorum)  için harcanan süre (günlük): 8 saat
Yemek için harcanan süre (günlük): 1 saat
Kişisel ihtiyaç için harcanan süre (günlük): 1 saat
İş için harcanan süre (günlük): 9 saat ortalama olarak da 30 yıl çalışma hayatının sürdüğünü varsayalım.

Şimdi Charlie Eppes in dediği gibi “temel” matematik kullanalım….

24×365x70=613200 saat yaşam süremiz varmış. Ve bunun;
5×365x70=127750 saatini TV,
8×365x70=204400 saatini Uyuyarak,
1×365x70=25550 saatini Yiyerek,
1×365x70=25550 saatini WC ve Banyoda,
9×365x30=98550 saatini İş yaparak harcıyoruz.

O zaman şu çıkıyor ortaya,  hayat dediğin nedir ki? sorusuna karşılık;

Hayatımızın %20,83‘ü TV karşısında, %33,3‘ünü uyuyarak, %4,16’sını yiyerek, yine %4,16’sını WC ve Banyoda, hayatımızın %16‘ını İşte harcıyoruz gibi bir sonuç çıkıyor.

Aşağıdaki adreside ziyaret ettiğimde,

http://chart.apis.google.com/chart?cht=p3&chs=750×300&chd=t:21,33,4,4,16,22&chl=Tv|Uyku|Yemek|Wc_ve_Banyo|Is|Diger&chtt=Hayat_Dedigin_Budur_Iste&chco=0000FF

hayat dediğin budur işte! grafiğini veriyor :)

Hayat***

Neyse şimdi bu kadar geyik yeter sanırım, yarın -bu gün olmuş yazıyı hazırlarken- hayatımın %16 lık kısmını kapsayacak olan yerden harcamaya devam edebilmek için uyuyayım.

* Türkiye İstatistik kurumu verisi -> http://www.tuik.gov.tr/Gosterge.do;jsessionid=Vrs6JddTr94Bv1H2Z19TbLXnyHyJPwFkV4TpTTXp1ysRnNBnJ6CJ!1343556470?id=3712&sayfa=giris&metod=IlgiliGosterge
**Radyo Televizyon Üst Kurulu verisi-> http://www.haber1.com/haber/20071101/Turkiye-kac-saat-TV-izliyor.php
***Online Grafik çizim -> http://code.google.com/intl/tr-TR/apis/chart/

Tags:
January 9, 2009 - 2:14 AM No Comments

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Tam anlamıyla bu!

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

for( ; ; )
{
Yine, gene, bir kez daha erişimi engellenen youtube - zavallı youtube, tühh ne yapacak şimdi(!) -… İnternetin temel düşüncesine aykırı olan bu uygulamalarla nereye kadar gideceğiz! ya da gidemeyeceğiz. Zaten DSL teknolojilerine geçeli uzun bir süre olmamışken, uygulanan erişim engelleme kararının kimi etkileyeceğini -”suçluları(!)”, “bizleri”- düşünmemişken, herkes özgür yazılım, özgür işletim sistemi diye avaz avaz bağırırken vs. vs. vs. vs…
Gittikçe saçmalamaya başladım. Acaba neden?!
}

Neyse, lafı uzatıp zamanınızı almayalım biz,

Vtunnel.com (Supports SSL)
Vtunnel.biz
Vtunnel.info
Vtunnel.us
Vtunnel.tv
[tüm liste]

Baştan sona kadar ironi içeren bu yazıdan sonra, herkese iyi haftasonları…

Tags: , ,
June 13, 2008 - 9:31 PM No Comments

Medeniyet denilen olay!

*Metroya binerken, inecek olan yolculara öncelik tanımak
*Yürüyen merdivenlerden iner ya da çıkarken, sağa geçmek ve soldan işi olanlara yol vermek
*Trafikte refleks haline dönüşmüş olan kornaya basmak eylemini gerçekleştirmemek -en azında sürekli olarak gerçekletirmemek-
*Koyun gibi, yaya ışığının rengine -günümüzde zeka seviyesi tavan yaptığı için; renk içinde yürüyen ve duran adamlar da var :) - bakmayıp, öndeki koyunu karşıdan karşıya geçerken takip etmemek

Ya rabbi şükür… Yine gece oldu, bense nelerde bahsediyorum. 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1 ….

Tags:
May 1, 2008 - 1:14 AM No Comments

Tespit no 1: Insomnia ve IKEA

Fight Club ve Cashback. Tür olarak farklı filmler olsalarda, birkaç ortak noktaları var. Ne mi? IKEA eşyaları ve insomnia. İki filmde uyku bozukluğu çeken vatandaşlar var. Dahası bu vatandaşların evleride IKEA mobilyalarıyla dolu. Dolu derken, reklam şeklinde gözümüze tepeleniyor. Benim anladığım IKEA’lar 7/24 açık ve uyku bozukluğu çekiyorsak, buralardan gidip birşeyler alabiliriz. Doğru anlamış mıyım? :D

Buarada IKEA 4. mağzasını Bursaya açıyormuş…

Tags: , , ,
May 1, 2008 - 12:49 AM No Comments

Kavga etmek istiyorsan söyle, ben sana sopa atarım!

Bugün Adadaydım (Adapazar-Adapazarı-Sakarya), Evrenkentle ile ilişiğimi kesmek için…

Mezuniyet harcı” yatırmak için bir bankasının prefabriğine girdik tabiki. Yanımda nakit olmadığı için kredi kartından bir ödeme yapabilirliğini sıradaki arkadaştan izin alarak veznede duran hanmefendiye sordum. Tam sorarken pat aradan -bilmem neden çıkar gibi çıktı! aklıma gelmedi deyim- bankanın güvenlik görevlisi arkadaş, “Diploma parası demek istedin heralde? Yoksa mezuniyet harcı farklı bir şey!“diyerek -arada da etrafa bakarak sırıtıyordu zeki(!) olduğunu düşünürek-muhabbete katıldı! Gözlerine bakarken, veznedeki hanmefendiye konuştuğum ses tonundan farklı bir ton ve üslüpla, “Neymiş şu mezuniyet harçı o zaman?!” Gözlerini gözlerimden kaçırması fazla uzun sürmedi ve herhengi bir -bu sefer sırada bekleyen arkadaşlar onun durumuna gülmeye başlamıştı!- cevap veremedi. Bir köpeğe itaat etmesi için, köpeğin gözlerine bakabilirsiniz. Köpeğe efendisinin siz olduğunuzu bu şekilde gösterirsiniz.

Dişlerini gösteren bekçi, bu sefer kuyruğunu arka bacakları arasına almıştı! Eğer kavga etmek istiyorsan söyle ben sana sopa atarım! Yok eğer amacın hava atmaksa, o hava bende çalışmaz ve içinde patlar!

Böyle hastalıklı ruhlar bir çok yerde var… İş yerinizde, devlet dairelerinde, oralarda buralarda. İlgili ya da ilgisiz espri yaparak, sizi küçük düşürmeye çalışan, rencide etmeye çalışan ya da daha rezil durumda olan! En iyi cevap aslında cevap vermemek, bazen gününüzde olmayarak, böyle insanlar -omuriliği yeterli olacağı halde, her nasıl olmuşsa bir beyne de sahip olmuş insanlar!- için laflar tüketiyorsunuz…

İyi haftalar herkese,

Tags:
February 4, 2008 - 11:46 PM Comment (1)

Hacker Cracker bilmecesi!

Üstatlara selam olsun buradan! Onlar kuvvetle muhtemel dilimden bir şey anlamayacaklardır ama olsun! Gezinirken orada burada bu karikatürle karşılaştım.

Şimdilerde Siyah Şapkalı “Hackerlar” , Beyaz Şapkalı “Hackerlar”, Gri Şapkalılar ve bunu da nasıl çevireceğim bilmiyorum ama çevirmeden yazalım “Suicide Hackers” şeklinde olaylar oldukça çeşitlenmiş durumda. Yazılı ve görsel basında sıkça kullanılıyor bu terimler. 1999 yılından bu yana takip ettiğim bir teknoloji ve bilgisayar dergisi bile–artık çok inceldi 1-2 senedir takip etmiyorum!- ne amaçla olduğunu bilmediğim bir şekilde (tiraj olabilir mi? acaba) bu terimleri yanlış bir şekilde kullanıyordu. Hadi yanlış demeyelim de seçimini o şekilde kullanmış diyelim. Ve bir çok süreli yayınlarda benzer şekilde yaklaşımlar mevcuttu büyük ihtimalle hala mevcuttur!

Richard Stallman Türkiye’yi 2004 deki ziyaretinde, akşam otelde kalacağı oda gösterilmiş, odasına geçtiğinde, odasını havalandırmak istemiş ve pencerenin bozuk olduğunu görmüş. Stallman’a eşlik eden arkadaş hemen bir görevli çağıracağını söylemiş pencerenin tamiri konusunda, Stallman işe hemen el koymuş dikey olarak hareket eden pencere ile çerçevesi arasına hemen bir çöp kovası koymuş! Türkiye’ye gelir gelmez olayı hacklemiş!

Yukarda ki karikatürde Draper’a(aka Captain Crunch) bir atıf var! Çok hoşuma gitti ve paylaşayım dedim. Şimdi “Sende samim! işler artık düdükle felan olmuyor!” dediğinizi duyar gibiyim…

Bence olaylar şu şekilde gelişiyor; işi bilenler (gerçek hackerlar) ve işi bildiğini zanneden kendi kendilerine hacker diyip, gerçek hackerlar tarafından Cracker olarak isimlendirilen elemanlar. Oluşumu bir piramit olarak düşünürsek aşağı doğru da elemanları çeşitlendirmek katagorize etmek mümkün.

http://www.glasbergen.com/ adresinden “Günümüzün Karikatürleri” sloganıyla Karikatürist Randy Glasbergen de daha fazlasını bulabilirsiniz. Özellikle bilgisayar olayı üzerine 1000 üzerinde karikatürleri mevcut…. Karikatürünü yayımlamama izin verdiği için buradan Randy Glasbergen’e teşekkür ederim. Thanks a lot Randy!

Böyle bir geyiğin sonuna yaklaşırken Müzik çalarımda Sezen Aksu-İki Gözlüm çalıyor…

İyi günler dilerim:)

Tags: , , , , ,
January 23, 2008 - 6:16 PM No Comments

Erotik-Nü Fotoğraflar üzerine

Çoğu kişi, okyanusa bir sandalla çıkmış ve ordan oraya hırçın dalgaların yönlendirmesiyle savrulup duruyor…. Sanat tarihi bile okumamışım ama sanatın en alasını yapıyorum.Ne yapıyorum nü-erotik fotograf çekiyorum! Sanat işte herkes anlamaz… Çoğusu hamamdan hava durumu tahmini veriyor, oturduğu yerden bohemcilik oynuyor. Ya niye dünyada Türk Fotoğraf sanatından bahsedilemiyor. Az önceki söz benim değildir, bir Türk Fotoğraf sanatçısının sözüdür! Gerçek olan böyleyken yok sanat yapalım, estetik yok o, bu, şu diyelim! peki nereye kadar olacak bu…

Ben anlamam açıkcası sanattan felan, anlamakta istemem. Amacım sadece fotoğraflamaktır. Kritik andan ötesi benim için birer çöplükten ibarettir.

Sayın arkadaşlar 2+2=5 diyorsanız, ki olabilir! Bunu oturup birer birer ispat etmeniz sayfalar sürecek delilleri, örneklemeleri ortaya koymanız gerekir. Yoksa yapacağınız tartışma, çekim, o bu şu çöpten öteye gidemez.

Yazımın başında da dediğim gibi Okyanus diyorum, deniz değil! Sizi hiç düşünmez ve anında en ufak bir gel-git de sandalınız alabora olup, batar gider… Sizde boğulursunuz! O yüzden okyanusta gezintiye çıkacaksanız öncelikle ekipmanlarınız, donanımınız iyi olmalı…. Gerçi Titanikte batmış o ayrı!

Tags:
January 1, 2008 - 10:35 PM No Comments

Filmlerde geçen Nikon replikleri ve Nikon fotoğraf makineleri

Daha öncesinde Analogcu ve Dijitalci Atışması şeklinde bir yazı yayınlamıştım, eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen bunuda okuyacaksınız. Beni yakından tanıyan arkadaşlar bilir ne kadar film-kolik olduğumu, amacım kesinlikle bir canoncu nikoncu atışması yaratmak değildir :)

1.
Veritcal Limit
Film Adı : Vertical Limit(2000)
Fotoğraf makinesi : Nikon F5

2.
The Descent
Film Adı : The Descent(2005)
Fotoğraf makinesi : Nikon SLR (DSLR ya da AnalogSLR )

3.
Beetle Juice
Film Adı : Beetle Juice(1988)
Fotoğraf makinesi : Emin değilim ama sanırım bir Nikon F4

4.
Ronin
Film Adı : Ronin(1998)
Fotoğraf makinesi : Nikon SLR

5.
Heat
Film Adı : Heat(1995)
Fotoğraf Makinesi : Nikon F4

Yine izlediğim filmlerden birinden bir replikle bitirelim bu yazıyı,

6.
Film Adı :Euro Trip(2004)
Replik :
- Vay canına, bu Leica M6 mı?
*Aslında bu M7, bunda filtreli ışık ölçer var.
- Çok güzel.
Çok temiz ve çok güçlü.
Yeni lens sistemi nasıl?
*Bunun yanında NIKON bile tek kullanımlıkmış gibi kalır….

7.
SpiderMan3
Film Adı: Spider-Man 3(2007)
Fotoğraf Makinası : Nikon D50

8.
The Interpreter
Film Adı: The Interpreter(2005)
Fotoğraf Makinası : Nikon DSLR

9.
The Omen
Film Adı :The Omen(2006)
Fotoğraf Makinesi : Nikon DSLR

Bunun yanında izlediğim filmlerin - ki hatırı sayılır sayıda film izlemişimdir :) - hiçbirinde Canon göremedim… Tamam, tamam! Şaka, Canoncu arkadaşlar üzülmesin, war photographer isimli belgesel filmde, ünlü fotomuhabir James Nachtwey Canon analoglar kullanıyordu.

Herkese Sağlık dolu, huzurlu ve mutlu yıllar dilerim…

Güncellenme Tarihi :01.02.2008

Tags: , , ,
December 30, 2007 - 11:28 PM Comments (8)